AKCİĞER KANSERİ
Görülme sıklığı
Akciğer kanseri ülkemizde erkekler arasında en sık ölüme yol açan kanser türüdür. Batı ülkelerinde kadınlar arasında da artan sigara kullanımına paralel olarak akciğer kanseri en sık rastlanan kanser türü haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 160 000 yeni akciğer kanseri olgusu görülmektedir. Olguların % 53’ü erkek, % 47’si kadındır. Kadınlarda ölümle sonuçlanan kanserlerin % 25’i, erkeklerde ise % 31’i akciğer kanseridir. Dünyada her yıl 1 000 000 bireyin akciğer kanseri nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir.
Nedenler
1.Sigara
Akciğer kanseri olgularının çoğunda sigara birincil nedendir. Tüketilen sigara miktarına paralel olarak risk artmaktadır. Sigara bırakıldıktan sonra risk azalmakta ve ancak 15 yıl sonra hiç sigara içmeyen bireylerle aynı düzeye inmektedir. Sigara içilen ortamlarda bulunmakla ortaya çıkan pasif içicilikle risk artmaktadır. Puro ve pipo içicilerinde risk sigara içenlerden daha azdır. Ülkemizde 1992-2002 yılları arasında nüfus artış oranı %18.3 olmasına karşın sigara kullanımı %36.2 oranında artmıştır. Bu veriler ülkemizde akciğer kanserinin neden böylesine yaygın oluşunu açıklamaktadır.
2.Asbest: Özellikle sigara ile birlikte akciğer kanseri riskini arttırmaktadır. Ayrıca plevra adı verilen ve akciğer dışını saran zarın kanserinin (mezotelioma) en önemli nedenidir.
3.Uranyum, krom ve nikel: Bu elementlerin kansere yol açtığına ilişkin çeşitli veriler mevcuttur.
Akciğer kanseri türleri
Davranış biçimleri ve tedavi yaklaşımları nedeniyle akciğer kanserleri 2 temel gruba ayrılabilir:
1. Küçük hücreli akciğer kanseri: Olguların yaklaşık %20’sini oluşturur.
2. Küçük hücreli dışı akciğer kanserleri: Olguların %80’nini oluşturur.
Tanı
Hastaların en sık başvurma nedeni kanlı balgamdır. Öksürük ile birlikte balgamda çizgi şeklinde bile olsa kan görülmesi normal değildir ve kesinlikle araştırılmalıdır. Bunun dışında göğüs kafesinde ağrı, omuz ve kola yansıyan ağrı hasta için uyarıcı olmalıdır.
Tanıda ilk yapılması gereken akciğer filmleridir. Ardından akciğerin bilgisayarlı tomografisi çekilir. Bu yöntem hemen daima varsa kanserli alanı gösterir. Ardından yapılacak “Bronkoskopi” işlemi ile nefes boruları incelenir ve eğer görülürse kanserli alandan biopsi alınır. Bu işlem sonrasında yapılacak incelemelerle hastalığın hangi evrede olduğu anlaşılır ve en uygun tedavi seçilir.
Tedavi
Tedavide cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) seçenekleri vardır. Bu tedavi yöntemleri ayrı ayrı veya birlikte kullanılabilir. Hastanın genel durumuna, tümörün cinsine (küçük hücreli ve küçük hücreli dışı), büyüklüğüne, çevre dokulara yayılmasına ve akciğer dışına yayılmasına bağlı olarak her hasta için en uygun tedavi seçilmektedir. Akciğer kanserli olguların yalnızca % 25’ine cerrahi tedavi uygulanabilmektedir. Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisinde genellikle ilaç tedavisi (radyoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) kullanılır
Cerrahi tedavi
Hemen daima küçük hücreli dışı akciğer kanseri olgularında kullanılmaktadır. Uygulanacak cerrahi yöntem tümörün büyüklüğüne ve pozisyonuna bağlıdır. İnsan vücudunda sağ akciğer “lob” adı verilen 3 parçadan, sol akciğer 2 parçadan oluşmaktadır. Bu loblardan birinin alınması “lobektomi” olarak adlandırılır ve en sık uygulanan operasyon türüdür. Gereğinde sağ veya sol akciğer tamamen alınabilir ve bu girişim “pnomenektomi” olarak adlandırılır. Her iki operasyonda kaburgaların arasından yapılmaktadır (Resim 1).
Resim 1
Operasyon öncesi yapılan solunum fonksiyon testleri ile hastaların bir akciğerin tamamının veya bir kısmının çıkartılması sonrasında nefes darlığı oluşup oluşmayacağı öngörülebilmektedir.
Sonuçlar
Akciğer kanseri insan vücudunun saldırgan tümörlerindendir. Tüm akciğer kanserleri ele alındığında 5 yıllık sağ kalım % 15’tir. Buna karşın prostat kanserinde 5 yıllık sağ kalım %96, meme kanserinde %86 ve kalın bağırsak kanserinde % 61’dir. Akciğer kanserli oldularda 5 yıllık sağ kalımı belirleyen en önemli faktör hastalığın evresidir. Erken dönemde yakalanan hastalarda %80 üstünde olan 5 yıllık sağ kalım ileri evrelerde %5 altına inmektedir.
  ©2008 All Rights Reserved. • Designed and Updated by Dr EZEL ERŞEN