Varis Tedavisi-Basından Haberler

 

17 Kasım 2007  

 Varisi uçuran dalga

Ses dalgası ve lazer ile varis tedavisinde 2 saatte mucizeler yaratılıyor! Genel anestezi olmaksızın yapılan operasyonda ne damarlar kesilip alınıyor, ne de dikiş atılıyor Hastaların ameliyat oldukları gün evlerine gidebildiğini söyleyen Prof. Dr. Kürşat Bozkurt, 'Bu öyle güzel bir yöntem ki, kesi yok dikiş yok. Bazen kendi yaptığım ameliyat sonrası bana gelen hastanın operasyon geçirdiğini anlayamıyorum' diyor.



Kadın-erkek pek çok kişinin kabusudur varis. Bacaklarda dışarıya fırlayan damarlar, yaşattığı acıların yanı sıra görüntü olarak da son derece rahatsızlık verir. Geçmişte 'saldırgan' yöntemlerle teşhis ve tedavisi yapılan varisten, artık ses dalgaları ve lazerle kolayca kurtulmak mümkün. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, "Ses dalgaları ve lazer inanılmaz güzel yöntemler. Tüm dünyada standart bir tedavi olarak yerleşen bu yöntemleri biz de başarıyla uyguluyoruz" dedi. Prof. Dr. Bozkurt, varisi, nasıl oluştuğunu, en çok kimlerde görüldüğünü ve bacakları hafifleten tedavi yöntemlerini anlattı:

BÜKLÜM BÜKLÜM...
"Varis, bacaktaki toplardamarların genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesidir. Normal koşullarda toplardamarlar şu işe yarar: Kalp her defasında 70 bin litre kanı atar ve dokulara gönderir. Bunlar dokulara gerekli olan besleyici maddeleri verir. Daha sonra toplardamarlar aracılığıyla bu kan geriye döner. Varis toplardamarların bir hastalığıdır. Bunu özellikle anlatmak istiyorum; çünkü halk arasında toplardamar hastalıklarıyla ilgili bazı yanlış bilgiler var. Deniliyor ki, 'Bende damar tıkanıklığı var?' Burada bahsedilen atardamar hastalıklarıdır. Kalpte tıkanan atardamardır. Bacakların kesilmesine yol açan atardamar hastalıklarıdır. Varis ise toplardamarların genişlemesidir. Bunu özellikle korkulduğu için anlatıyorum. Çünkü varis korkulacak bir hastalık değildir.

İNSANA ÖZGÜ BİR HASTALIK
Şu ana kadar varis yüzünden ölen, bacakları kesilen hasta görmedim. Bu yüzden gereksiz korkulara gerek yok. Varisin yeryüzünde bir tek insanoğlunda olduğunu biliyor musunuz? Çünkü insanoğlu doğada yalnızca iki bacağı üzerinde durabilen tek canlıdır. O yüzden varis insana özel bir hastalıktır. Varis nedense kadınların hastalığı olarak biliniyor. Aslında bu da yanlış. Çünkü erkeklerde de varis çok sık görülüyor. İstatistiksel olarak kadında varis görülme oranı erkekten 1.3 kat daha fazla, Örneğin 100 tane erkek hasta görüyorsak, 130 tane kadın hasta görmemiz gerekiyor. Fakat, bize estetik nedeniyle daha çok kadınlar geldiği giçin muayene ettiğimiz hasta sayısında kadınlar daha fazla. Erkekler zaten göremiyor varislerini. Ama istatistiksel olarak bakıldığında çok da fark yok. Kadınlar varisi çok önemsiyorlar. Görüntüde problem olduğu için çok önemsiyorlar. Şimdi biz Türkiye nüfusuna şu yüzde 10-20 oranını ilave ettiğimizde Türkiye'de ortalama 4 ila 5 milyon civarında varisli hasta olduğunu tahmin edebiliyoruz.

BİR ÇEŞİT TANSİYON
İkinci bir konu varis neden oluşuyor? Neden hemşirelerde, cerrahlarda sık görülüyor? Neden 'öğretmen hastalığı' deniliyor? Olay şu: İnsanlar ayakta uzun süre sabit pozisyonda dururlarsa, bir süre sonra ayak bileklerinde toplardamarlardaki basınç artıyor. Bu yüksek basınç nedeniyle toplardamarlar genişliyor, damar çeperlerine zarar veriyor. İşte bundan dolayı varis oluşuyor. Yani bir çeşit tansiyon. 'Toplardamarların tansiyonu' diyebilirsiniz buna. Sabit pozisyonda oturarak çalışmak da sakıncalı. İnsan uzun süre kıpırdamadan oturursa gene toplardamardaki basınç artar ve varis gelişimi riski yükselir. Bilgisayar başında çalışanlarda varis çok önemli bir problemdir.

DERECELERİ ÖNEMLİ
Her varis aynı değildir. Kılcal varisler pekçok insanda vardır. Bir ağ düşünün, kırmızı bir ağ tarzındadır kılcal varisler. Bunlar genellikle bacağın alt kısmında olur. Ağrısızdır, ciltten dışarıya çıkmaz ve çapı genellikle 1 mm'nin altındadır. Küçük kırmızı çizgilerdir.Bunlar en erken evre varislerdir. Ama varistir. İkinci basamakta, daha büyük, ciltten dışarı çıkan parmak gibi olmuş varisler gelir. Bunlar ilerler, bacakta şişliğe kadar gider. Varisin son aşaması ayak bileği seviyesinde ortaya çıkan siyah renk değişikliği ve yaradır. Bu yaralar çok tipiktir. Ayak bileğinin üst kısmında olur. Çünkü orası çok hassas bir bölgedir.

'TEDAVİDE GEÇ KALMAYIN'
Ayak bileğinde yara açıldıktan sonra bizim işimiz çok zor. Yaralar zor kapanıyor, ameliyat edilmesi gerekiyor. İşin özü; varisin geç aşamalarındaki komplikasyonları çok fazla. Varisin yol açtığı problemlerden bir tanesi de enfeksiyonlardır. Varisli damarı düşünün. Toplardamar genişliyor. Ne oluyor? Kan orada birikiyor. Kan mikroplar için çok iyi bir besi ortamıdır. Mikroplar bu kanı çok sever. Varisin olduğu yere mikroplar yerleşebilir, enfeksiyon ortaya çıkabilir. İşte halk arasında 'filebit' denilen olay budur. Filebit, toplardamarların iltihabıdır. O bölgede ısı artışı, ağrı, yanma, ateş ortaya çıkar.

'BU HASTALIĞIN İLACI YOK'
Varislerin ilaçla tedavisi yoktur. Kullandığımız bazı ilaçlar varisi tedavi etmez, sadece hastanın ağrı ve şişlik gibi yakınmalarını düzeltir. Hastalar şunu bilmeliler, kılcal varisin tedavisi zorunlu değildir. Görüntüsünden rahatsızlık duyarsa yapılabilir. Ancak varis ikinci dereceye çıktığı zaman ki, bunlarda artık parmak kalınlığında olur varisler, çapı 4-5 milimetrenin üzerine çıkar, artık tedavi etmek gerekir. Dışarı çıkmış varis artık ilerleyecektir, gerilemesi söz konusu değildir. Ben kalp ve damar cerrahisine 1985 yılında başladım. O zamandan beri sürekli bu varis ameliyatlarını yapıyorum. O yıldan bugüne inanılmaz değişiklikler oldu. Bundan 2 sene öncesine kadar varisleri açık cerrahi ile tedavi ediyorduk. Kasıktan 4-5 santim kesiyorduk, ayak bileğinin önünden kesiyorduk 1-2 santim kadar. İçeriye bir alet sokup toplardamarı çıkartıyorduk. Fakat 1990'lı yıllardan itibaren çok şey değişti. Önce ses dalgasıyla, sonra lazerle tedavi ortaya çıktı. Ve günümüzde varisin tedavisinde artık açık cerahi yöntemler yerine, kapalı olarak tanımladığımız damar içi tedaviler ön planda.

DİKİŞ ATILMIYOR
Bu yöntemlerde; varis damarının içine incecik bir boruyla giriyoruz. Ultrason rehberliğinde boruyu kasığa yerleştiriyoruz. Lokal anesteziyle yapılıyor. Ve içeriden verdiğimiz enerjiyle bu damarı kapatıyoruz. Eskiden dışarıya çıkarttığımız o büyük damarları yerinde bırakarak tıkıyoruz. İki tür enerji kullanıyoruz. Birincisi ses dalgaları. İnanılmaz güzel ve önemli bir yöntem. Bu artık tıpta moda olup geçici olayları aştı. Dünyada standart bir tedavi olarak yerleşti. Türkiye'de de ilk defa biz 3.5 yıl Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladık bu yöntemlere.

'AMELİYAT 2 SAAT SÜRÜYOR'
Ses dalgalarıyla veya lazerle damar içinden yapılan varis tedavilerinin avantajları şu: Hasta isterse lokal anestezi uygulanıyor. İşlem 2-2.5 saat sürüyor. Aynı gün bir süre dinlenip evine gidiyor. Birkaç gün sonra da işinin başına dönüyor. Ekiden ameliyat sonrası günlük hayata dönmesi 2- 3 haftayı alıyordu. Ama şimdi, hasta iki gün içinde işinin başına geçip günlük yaşamına dönebiliyor. Ben varis olsam, kesinlikle ses dalgasıyla veya lazerle damar içi varis tedavisi olurum. Çünkü hem iyileşme süresi çok daha kısa, hem de iz kalmıyor."

http://www.takvim.com.tr/2007/11/17/pap134.html

-------------------------------------------------------------------------

26 Nisan 2005 Salı 

Kansız cerrahiyle varis tedavisi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı'nda Alman doktorlar, Türk doktorlara varis tedavisindeki yeni gelişme olan Laserle Kansız Tedavi'yi anlattı. Biolitec Cerrahi Lazer Ameliyathanelerde vaka uygulamalarının gerçekleştirildiği workshoplarda, Alman doktorlara İstanbul'da İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Kalp ve Damar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Kürşat Bozkurt ev sahipliği yaptı. Dr. Oliver Gockeritz'den konuyla ilgili bilgi aldık...

Lazerle tedavi dünyada kaç yıldır kullanılıyor? Ülkemizde lazerle tedavi sisteminin geldiği son nokta nedir?

Lazerle tedavi, belli bir biçimde üretilen ışıkla tedavi demektir. Laser,1960'lardan beri tıpta kullanılıyor. Dünyada her yıl sadece varis konusunda 50 binden fazla lazerle uygulama yapılıyor. Batı toplumlarında, lazerle tedavi, pek çok açıdan tercih edilen bir yöntem. Çünkü hastanın daha kısa sürede, normal yaşamına dönmesi, ekonomik verimlillik olarak değerlendiriliyor ve genelde lazerle tedavi sistemleri en temelde bunu getiriyor. Türkiye'de de lazerle tedavi değişik branşlarda son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılıyor. Türkiye' de çok sayıda lazer sistemi ve markası mevcut. Türk doktorları, başarılı bir şekilde yeni sistem ve teknolojileri uygulamaya sokabiliyor.

Lazer bir mucize gibi algılanıyor. Lazerin ardındaki başarı faktörleri neler?

Tıpta laser kullanımında uzman doktorların şu üç konuda vereceği karar, başarıyı olumlu etkiliyor. Doğru miktarda ışığı, doğru dalga boyunda ışığı, doğru dokuya verebilmek. Tabii ki doktorun, vakayı doğru anlayıp, o vakada lazerle bir tedavinin uygun olup olmayacağına da doğru karar vermeli.

Kansız cerrahi lazer sisteminin var olan sistemlere göre avantajları nelerdir?

Yumuşak dokulu organlarda örneğin; kulak, burun ve boğaz bölgesindeki organlar, üretral sistem, jinekolojik bölgede, böbrek ve karaciğer üzerinde ve ayrıca, nefes borusu, yemek borusu, toplar damar gibi ince uzun organlarda çalışırken kansız cerrahi işlem yapabilmesi. Bu özellik doktora kansız ve temiz bir cerrahi alan olanağı sağladığı gibi, hastanın da kanamayla oluşabilecek komplikasyonlardan uzak kalmasına sebep oluyor. Bu sistemle kansız cerrahi işlem yapılırken, yumuşak dokularda çalışırken, çevre dokular zarar görmüyor. Çoğunlukla pek çok endikasyonu lokal anesteziyle yapmak mümkün. Bu da hastanın ameliyathaneden çok klinik ortamda tedavi edilmesi anlamına geliyor. Bu sayede, ameliyat olarak düşünülen pek çok endikasyon, kansız bir şekilde lokal anesteziyle ve daha kısa sürede yapılıyor.

Hangi hastalıkların tedavisinde bu sistemi kullanılıyor?

Kulak, burun ve boğaz alanında hemen her türlü endikasyonun tedavisinde bu kansız cerrahi lazer sisteminin yeri var. Ayrıca, halk arasında sizin tercümenizle bel fıtığı ve hemoroidlerde kullanılıyor. Buna ek olarak, sünnetten trakeadaki tumoral darlığın açılmasına, ses tellerindeki nodülden horlamaya kadar pek çok rahatsızlıkta bu sistem uygulanıyor. Türkiye'ye geliş nedenimiz olan varis damarlarının tedavisinde de başarıyla kullanılıyor.

Varislerdeki etkisi nasıl?

Varis, toplar damar genişlemesi olarak tanımlanıyor. Sıcaklarla birlikte varis damarları genişliyor ve hastaların şikayetleri artıyor.

Tedaviden sonra hareket kısıtlaması yaşanıyor mu?

Hasta işlemden yarım saat önce kliniğe geliyor. En fazla 45 dakikalık bir işlemden sonra yürüyerek klinikten gidiyor ve normal yaşamına devam ediyor. Ama tabii ekstrem spor aktivitelerini ilk bir kaç gün için önermiyoruz.

Bu tedaviyi dolaşım problemi olan hastalara da uygulayabilir misiniz?

Evet, bu tedavi sistemini antikoagülatif tedavi gören hastalarda, kan pıhtılaşması sorunu olan hastalarda dahi kolayca kullanmak mümkün. Ancak yine de her tedavi sistemi öncesinde hastann genel sağlık kontrollerinin yapılarak vakanın bu sisteme uygunluğunun uzman doktoru tarafından belirlenmesi gerekiyor.

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/26/saglik/saglik1.html

------------------------------------------------------------------------

Kelebek    01.08.2005

Varisler etek giymenizi engellemesin

Varisler ve belirgin kılcal damarlardan mı rahatsızsınız? Bacaklarınızı pantolon içine gizlemek yerine yapacağınız başka şeyler de var!

Kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için, kanı, atardamarlar ile dokulara gönderir. Bu temiz kan, gerekli besleyici maddeleri ve oksijeni hücrelere verir ve oluşan artık maddeleri kana toplardamarlar taşır.

Bu damarlar, kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar.

Sonuçta, bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü bir görüntü oluşur. Buna, varis denir.

Varis en çok kadınlarda ve görülür. Çünkü, kadınlık hormonları varis oluşumunu artırıcı özelliğe sahip. Özellikle, hamilelik ve adet dönemlerinde varislerle ilgili şikayetler artar.

Varis riskinden nasıl korunabilirsiniz

-Sabit pozisyonda, uzun süre ayakta durmaktan ve oturmaktan kaçının. Sık sık yürüyün.

-Bulduğunuz her fırsatta, kalp seviyesinin üzerinde olacak şekilde, bacaklarınızın altına yastık koyarak, onları dinlendirin.

-Akşamları, yatar pozisyonda, bacaklarınızı 15’er dakikalığına yüksek bir yere dayayın.

-Asansör yerine merdiven kullanmayı tercih edin. Sigara ve alkolden uzak durun.

-Seyahatlerde mümkün olduğunca bacaklarınızı uzatarak oturabileceğiniz yerleri seçin. Uzun seyahatlerde eğer olanak varsa iki saatte bir, mutlaka mola verin ve yürüyün.

Tedavi yöntemleri

n Kompresyon tedavisi

Bu tedavide, rahatsızlığın boyutuna bağlı olarak, elastik bandajlar ya da varis çorapları kullanılarak, dokulara ve rahatsızlığa neden olan damarlara baskı uygulanır. Bu sayede toplardamarların duvarları biçimlerini yitirmez, damar içindeki kapakçıklar yeniden doğru şekilde kapanır ve böylelikle kanın bacaklarda birikmesini engeller.

n Lazerle tedavi

Cilt dışından lazer tedavisi uzun yıllardır, cildin hemen altında yer alan, çapı 1 mm altında olan küçük kılcal varislerin tedavisinde uygulanmaktadır. Tedavi sırasında güçlü bir lazer ışını sorunlu bölgeye yönlendirilir. Işın toplardamarın içindeki kanın ısınmasına ve katılaşmasına neden olur. Küçük varis dalları bu şekilde tıkanır.

n İğne tedavisi

Bu işlemde hastalıklı toplardamara, damar çeperlerine hasar veren bir madde verilir. Bunun ardından, baskılı kompresyon uygulanmasıyla, damar çeperleri birbirine yapışır ve toplardamar iptal edilmiş olur, artık buradan kan akışı gerçekleşmez. Zamanla vücut bu toplardamarı ortadan kaldırır. Tıkanan toplardamarların görevini, yani kanın kalbe geri taşınmasını çevredeki diğer damarlar üstlenir.

n Varis ameliyatları

Eskiden büyük kesilerle çıkartılan varisler, artık üzerlerine yapılan 2-3 mm uzunlukta kesiler ile temizlenebiliyor. Bu kesilere dikiş atılmasına gerek olmadığı gibi, özel bantlar kullanılarak kısa sürede iyileşmesi de sağlanıyor.

Uzman Görüşü
Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı


Varis çorabı nasıl kullanılmalı

Varis çorabı, pek çok kişi tarafından yanlış kullanılmaktadır. Varis çorabı, hastanın toplardamarlarının en boş olduğu aşamada, tercihen sabah yataktan kalkmadan giyilmelidir. Öncelikle, hasta yatağa uzanmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Ardından, varis çorabını giymelidir. Gün içinde ayakta kaldığı süre boyunca, varis çorabı ile dolaşmalıdır. Gece yatarken çorabın giyilmesi gerekli değildir.

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/08/01/680752.asp

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

11 Mayıs 2006

Oturarak çalışanlar varise dikkat

Varis eskiden öğretmen, hemşire ve cerrahlara özgüydü. Şimdi sekreterlerde, yöneticilerde, bankacılarda ve bilgi işlemcilerde görülüyor.

'Ara sıra kalkıp dolaşın'
Günün büyük kısmını oturarak geçiriyor, kah kendi masanızda, kah toplantı odasında saatlerce hareketsiz kalıyorsanız, dikkat: Türkiye'deki 5 milyon varisliden biri olabilirsiniz... İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Kürşat Bozkurt, masa başında çalışanları uyarıyor ve gün içinde ara ara kalkıp dolaşmakla ve masa altına ayaklarınızı biraz hareket ettirmekle bile riskinizi azaltabileceğinizi söylüyor.

3 bin kişi araştırıldı
Eskiden beri varisin uzun süre ayakta çalışan öğretmen, hemşire ve hekimlerde görüldüğü bilinirdi. Ancak Fransa'da 2 bin kişi ve Almanya'da yaklaşık bin kişi üzerinde yapılan 2 ayrı çalışmada, uzun süre oturarak çalışan kişilerde varisin çok sık olduğu kanıtlandı. Çalışma saatlerinin yüzde 75'ten fazlasını veya günde 8 saatten uzun süreyi oturarak geçiren bireylerde varis olasılığı çok artıyor.

'Basınç damarı etkiliyor'
Prof. Dr. Bozkurt sekreterleri, bankacıları ve bilgisayar başında uzun süre çalışanları uyararak şu bilgileri veriyor: "Normal koşullarda toplardamar içindeki basınç 15 milimetre civa altındadır. Ayakta uzun süre duran bireylerde 80 milimetre cıva üzerine çıkar ve yüksek basınç damarlara zarar vererek varis oluşumuna yol açar. Uzun süre oturan kişilerde bu basınç 50 milimetre civa üzerine çıkar. Bu yüksek basınç saatlerce damarı etkilediğinden varis gelişme olasılığı çok artar.

Ağrı, şişme, bozuk görüntü
Bu hastalar bize genellikle bacaklarda ağrı, şişme ve görüntü bozukluğu şikayeti başvuruyor. Sabah yataktan kalktıklarında bile yorgun olduklarını tanımlarlar. Bu yakınmalar hep varis ile ilgilidir. Ancak daha sık egzersiz yapmak varis yakınmalarının azaltılmasında büyük farklılık yaratabilir. Hatta yapacağınız yaşam tarzı değişiklikleri, varislerin ilk etapta oluşmasını dahi engelleyebilir."

http://www.takvim.com.tr/2006/05/11/pap110.html

---------------------------------------------------------------------------------------

22 Aralık 2006 / Cuma  

Varis sıcak sever!

Sıcaklarla birlikte damarlar genişlediği için varis şikayetleri artar. Güneşte fazla kalmayın, soğuk suyla masaj yapın...

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kürşat Bozkurt, sıcaklarla birlikte varis şikayetlerinin arttığına işaret ederek, önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Bozkurt, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de 5 milyon varis hastası bulunduğunu belirterek, varisin kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü kaydetti. Yaşla birlikte varis görülme olasılığının arttığına işaret eden Bozkurt, sürekli masa başında ve ayakta çalışanların risk altında bulunduğunu bildirdi. Bozkurt, "Sıcaklarla birlikte damarlar genişlediği için varis şikayetleri artar. Yani varis sıcak sever. Bu nedenle güneşte fazla kalmayın, sauna ve SPA merkezlerinden uzak durun. Uzun süre sabit oturmaktan kaçının. Sabah ve akşam duşta soğuk suyla varisli bölgeye masaj yapın" dedi.

Bunun yanı sıra varislere karşı alınabilecek önlemler hakkında da bilgi veren Kürşat Bozkurt, "Kilonuzu kontrol altında tutun, düzenli egzersiz yapın, uzun süre sabit pozisyonda kalmayın. Koruyucu varis çorabı kullanın, her fırsatta bacağınızı yüksekte tutun ve çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçının" tavsiyelerinde bulundu.

http://www.milliyet.com/content/saglik/sag014/sag102.html

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

                                           ©2008 All Rights Reserved.  •  Designed and Updated by Dr EZEL ERŞEN